Günümüz kutlu olsun ve bizleri kutlayanlar çok yaşasın
8 Mart 2012 Perşembe
7 Mart 2012 Çarşamba
GÜLEREK BAŞLA....
"Gülmek içindeki enerjiyi yüzeye taşır. Düşünmek sona erer. Gülerken düşünmek imkansızdır. Birbirinin tam zıddıdır: ya gülersin ya da düşünürsün. Gerçekten gülersen düşünceler durur..." Osho
Aslında bunları okumak her ne kadar farkındalığı arttırsa da insanın bu tip şeyleri yine en güzel öğreneceği kendisidir diye düşünüyorum.
Gözlemci ve kendinin kaşifi olmak lazım öncelikle.
Güne gülerek başlıyorsam en zor zamanların bile bedenimde etkisi bir sinek ısırığı kadar oluyor ama gel gelelim depresif ve bunu sürdürmeye meyilli bir güne selam verdiysem içimde ki keçiyi kovalayabilene aşk olsun.
Gözlemci ve kendinin kaşifi olmak lazım öncelikle.
Güne gülerek başlıyorsam en zor zamanların bile bedenimde etkisi bir sinek ısırığı kadar oluyor ama gel gelelim depresif ve bunu sürdürmeye meyilli bir güne selam verdiysem içimde ki keçiyi kovalayabilene aşk olsun.
O zaman ne yapıyoruz deniyoruz! Her sabah ayna da ne olursa olsun kendimize gülümsüyoruz ve sonra yola devam ediyoruz.
Hadi hadiiii gülüşelim mi? ;O)
4 Mart 2012 Pazar
Sevgili HEY HEY!lerim sizi çoook seviyorum ama artık "Yallah!"
Uzun uzun bir zaman olmuş gibi hissediyorum bloga yazmayalı,
şu hergün yazabilen arkadaşlar gibi sadık olmayı beceremedim tüf ki nasıl
kıskanıyorum sizleri bir bilseniz :O) Geçtiğimiz son bir hafta aslında öyle
zaten çok bir şey yazacak enerjide ve sağlıklı bir ruh halinde değildim. İşsel
bunaltılar ve bunlardan kaçırılan birkaç saat kendimi yatıştırmalar ile
geçirdim diyebilirim ki bu haftasonu da aynı hey heycikler peşimi bırakmadı bir
türlü. Hayır ay takvimini açtım baktım, dolunaya daha nerdeyse bir hafta var kızsal durumlar pek yakın değil "eeeee o zaman
neden be minnoş heyhey kuşları içimde kanat çırpıp duruyorsunuz?" Tüm gün ara
ara düşündüm ve sonunda onları kabullenip yemlerini verip susturdum.
Yemleri mi :O) ; en
rahat ev kıyafetleri, ponponlu patikler ( Bu yılbaşı aldığım en sıcak ve en
sevdiğim hediyem) ve mis gibi yumuşatıcı kokan yatak. Bu poz ve sınırlar içinde
sevgili kuşcanlar hemen huzur buldular diyebilirim. Onlar yuvalarında mışıl
mışıl uyurken bende yazayım dedim. İki bölüm Walking Dead’den sonra juppala
rüyalar ülkesi artık.
Musmutlu bir hafta başlasın!! Cikcik kuşlar, mis gibi güneş
dolu sabahlar, huzur dolu isyanlardan uzakta bol bol gülümsemeli bir haftaya
çook HAZIRIIIM.
Selam olsun sana “Hoşcanhafta”…..
Sincosh selamlarımla,
21 Şubat 2012 Salı
Biri bana KAHVE mi dedi :O)
Kahve üzerine bayağı bayağı yazılı çizili döküman var meraklısına, güzel sözlük bilgileri ise işte tam bu kelimenin sonunda http://tr.wikipedia.org/wiki/Kahve
Lakin kahve & cafe benim için bambaşka birşey; hayatın içinde bir minnoş hayatçık gibi. Kokusu, aroması mest olduğum şey, cafe ise şöyle güzel miniş rahat koltuklu, güzel müzikli, hoş manzaralı, sıcacık, sabahtan akşama sıkılmayacağım yer. Yazıp, karalayacağım, okuyacağım, gözlemleyeceğim bir sıkığınak, bir hoş musmutlu durak.
Beğendim cafeleri kokuları ile hatırlarım ben, eskiden İstiklal'de İstavrit vardı içinde ki güzel anılarımla yanıp yok olduğunda ağlamıştım, Emirgan'da ki Çınaratı' nı şuanda ki hali ile görmeye tahammül bile edemiyorum tüm çocukluk anılarıma ihanet gibi geliyor. Meşhur bir kahve zincirinin Bebek şubesi ahh ahhh! öyle şanslı bir yer varmıdır? Denizin dibi. Bir geminin geçişi ile sırılsıklam olmuştum nasıl unuturum. Stajerlik zamanlarımda sabah kahvaltılarımızı ettiğimiz Yeniköy Emek kahve hele de deniz kenarı yer tutmuşsan herşey şahane. Say say bitiremem sanırım hele geçen sene gidebildiğim Viyana'nın cafelerinden hiç bahsetmeyeyim bile ne çok hayal kurdum o minicik enfes melanjları yudumlarken dönüşte sürekli bir arkadaşla kıpırdanıp durduk " Ahh ahhh oralarda expat olmak vardı" diye :O) Şimdi bunun hayallerini kurduğumuz arkadaşım Almanya yolcusu ( dip not ) Eh artık hayali tamamlama işi bana kaldı lakin nasıl olur nasıl olacak konusunda pek bilgi sahibi değilim olmadı şartlar şahaneleşirse yılda bir hafta gidilecek yerler arasına girmiş bulunmakta. Kahve & Cafe'ler arası hayallere dalmışım ki iyide bir örnekleme oldu aslında işte bir kahvede milyon tane hikaye & hayal yaratan tipim ben.
Her yudumda sanki içime yeni yeni tohumları ile hikayeler ekleniyor. Hele kahvenin yanında şöyle ballı lokumlu bir hoş sohpet arkadaş varsa dört köşe kediler gibi mırılmırıl şımarık olurum, kıpırdanan içim oturup içimde bağdaş kurup şöyle sağa sola kaykılarak iyice bir yerleşir yerine. İşte böyle nerden nasıl geldi aklıma bu konu bilmiyorum ama bu akşam da bir arkadaşımlaydım belkide tüm bu hisleri o anımsattı bana ama geldi, döktüm paylaştım gitti.
Bu arada en sevdiğim yönetmenlerden sevgili Jarmush'un kolesksiyonundan Coffee & Cigarettes' e de ayrı bir düşkünlüğüm vardır yakınlarda yeniden izleyeceğim raftan masaya indirildi.
Yukarıda ki fotoğraf ile malum sabah okuyacaklara "Günaydııııın! :O)" diyerek sevene kahve kokulu, güzel muhabbetli bir gün diliyorum sevmeyene de yukarıda ki fotoğrafları hediye ediyorum fotoğraf her zaman ekmek gibi sıcacıktır .
Bu yazının anlam ve önemine uygun birde parça ekliyorum.
Mahler: Rückert Lieder - Ich Bin Der Welt Abhanden Gekommen (i have lost track of the world)
Geriye kaldı Sincosh selamlar....
Selam olsun efendim :O) böyle Sincosh Sincosh ama
Kahve üzerine bayağı bayağı yazılı çizili döküman var meraklısına, güzel sözlük bilgileri ise işte tam bu kelimenin sonunda http://tr.wikipedia.org/wiki/Kahve
Lakin kahve & cafe benim için bambaşka birşey; hayatın içinde bir minnoş hayatçık gibi. Kokusu, aroması mest olduğum şey, cafe ise şöyle güzel miniş rahat koltuklu, güzel müzikli, hoş manzaralı, sıcacık, sabahtan akşama sıkılmayacağım yer. Yazıp, karalayacağım, okuyacağım, gözlemleyeceğim bir sıkığınak, bir hoş musmutlu durak.
Beğendim cafeleri kokuları ile hatırlarım ben, eskiden İstiklal'de İstavrit vardı içinde ki güzel anılarımla yanıp yok olduğunda ağlamıştım, Emirgan'da ki Çınaratı' nı şuanda ki hali ile görmeye tahammül bile edemiyorum tüm çocukluk anılarıma ihanet gibi geliyor. Meşhur bir kahve zincirinin Bebek şubesi ahh ahhh! öyle şanslı bir yer varmıdır? Denizin dibi. Bir geminin geçişi ile sırılsıklam olmuştum nasıl unuturum. Stajerlik zamanlarımda sabah kahvaltılarımızı ettiğimiz Yeniköy Emek kahve hele de deniz kenarı yer tutmuşsan herşey şahane. Say say bitiremem sanırım hele geçen sene gidebildiğim Viyana'nın cafelerinden hiç bahsetmeyeyim bile ne çok hayal kurdum o minicik enfes melanjları yudumlarken dönüşte sürekli bir arkadaşla kıpırdanıp durduk " Ahh ahhh oralarda expat olmak vardı" diye :O) Şimdi bunun hayallerini kurduğumuz arkadaşım Almanya yolcusu ( dip not ) Eh artık hayali tamamlama işi bana kaldı lakin nasıl olur nasıl olacak konusunda pek bilgi sahibi değilim olmadı şartlar şahaneleşirse yılda bir hafta gidilecek yerler arasına girmiş bulunmakta. Kahve & Cafe'ler arası hayallere dalmışım ki iyide bir örnekleme oldu aslında işte bir kahvede milyon tane hikaye & hayal yaratan tipim ben.
Her yudumda sanki içime yeni yeni tohumları ile hikayeler ekleniyor. Hele kahvenin yanında şöyle ballı lokumlu bir hoş sohpet arkadaş varsa dört köşe kediler gibi mırılmırıl şımarık olurum, kıpırdanan içim oturup içimde bağdaş kurup şöyle sağa sola kaykılarak iyice bir yerleşir yerine. İşte böyle nerden nasıl geldi aklıma bu konu bilmiyorum ama bu akşam da bir arkadaşımlaydım belkide tüm bu hisleri o anımsattı bana ama geldi, döktüm paylaştım gitti.
Bu arada en sevdiğim yönetmenlerden sevgili Jarmush'un kolesksiyonundan Coffee & Cigarettes' e de ayrı bir düşkünlüğüm vardır yakınlarda yeniden izleyeceğim raftan masaya indirildi.
Yukarıda ki fotoğraf ile malum sabah okuyacaklara "Günaydııııın! :O)" diyerek sevene kahve kokulu, güzel muhabbetli bir gün diliyorum sevmeyene de yukarıda ki fotoğrafları hediye ediyorum fotoğraf her zaman ekmek gibi sıcacıktır .
Bu yazının anlam ve önemine uygun birde parça ekliyorum.
Mahler: Rückert Lieder - Ich Bin Der Welt Abhanden Gekommen (i have lost track of the world)
Geriye kaldı Sincosh selamlar....
Selam olsun efendim :O) böyle Sincosh Sincosh ama
19 Şubat 2012 Pazar
Miniscule- Tontoşlar serisi
Hangi kanalda olduğunu hiç mi hiç hatırlamıyorum ama bir bölümünü ağzım açık seğretmiştim sonra aklımdan çıkmış. Geçenlerde bir arkadaşım bir yerde paylaşmış bende abartıp nerdeyse tüm Youtube'da ki serileri izledim. Enfes birşey bu, hayatımda ki tüm minişcanlara eğer torrent olarak bulabilirsem hediye edeceğim eminim onlarda benim kadar heyecanla seğredecekler.
Buyrun seğredin ve kendi kararınızı kendiniz verin ltf arka seslere özellikle dikkat edin.
Sincosh selamlarımla,
Hangi kanalda olduğunu hiç mi hiç hatırlamıyorum ama bir bölümünü ağzım açık seğretmiştim sonra aklımdan çıkmış. Geçenlerde bir arkadaşım bir yerde paylaşmış bende abartıp nerdeyse tüm Youtube'da ki serileri izledim. Enfes birşey bu, hayatımda ki tüm minişcanlara eğer torrent olarak bulabilirsem hediye edeceğim eminim onlarda benim kadar heyecanla seğredecekler.
Buyrun seğredin ve kendi kararınızı kendiniz verin ltf arka seslere özellikle dikkat edin.
Sincosh selamlarımla,
14 Şubat 2012 Salı
AKLIMIN KISADEVRELERI
Aklimin kancalarından sonra kısadevreleri ile karşınızda
olmaktan gururluyum sanırım, evet evet hem gururlu ve de pek bir mutluyum. Kısa
devre nasıl mı oluyor? anlatayım hemen; epeskiden yaşanmış bir olayın dejavu mishali
yeniden vuku bulması olayına ben kendimde kısaca” kısadevre” diyorum :O) Bunu
derken de genellikle iki elimin işaret parmaklarını birbirine sürttürmekten
hoşlanıyorum.
Küpküçükken sürekli birşeyleri başka
birşeylere benzetir dururdum bunlardan en klişesi sanırım bulutlar. Bunu
yapmayanımız var mı hiç sanmıyorum?
Okuldan eve yürüdüğüm yol cennetti doğrusu, boğaz havasının
ardından çam kokuları ile hanımeli karşımı bir miski amber yoldan eve dönerdim
ve arkadaşlar ayrılıktan sonra ki kısım, çok tehlikeli olmakla birlikte
bulutlara bakarak, onları birşeylere benzeterek kafamda hikayeler yazmakla geçerdi.
Beni koruyan ulvi bir güç vardi ki asla bir arabanın atında kalmadım bu yaşıma
kadar sapasağlam gelebildim. Tabi bu durum kafa yukarda yürürken bir elektrik direğine çarpmadığım anlamına da gelmez.
Gelelim kısa devremize :O) Bugün dünyalarca, evrenlerce ünlü
bir tasarımcımızın yeni tasarım lansmanı vardı bizim iş yerinde. Mobilyalar üzerinde
konuştuktan sonra diğer ürün gruplarına geldik ki nerdeyse bir helataşı kaldı
birşeye benzetmediğim. Tasarımcı arkadaşarın birinden aldığım hatta kaptığım
ürünlerin görsellerinin olduğu kağıda bayağı bir karaladım ve sonunda Mosquito ve
Elephant armatürlerimiz oldu. Bu arada da hazır dağılmışken birde mobilya içine
yapılan rafı, önce köpek için mama tabağına sonra lazımlığa benzettikten sonra
tutamadım kendimi ve bastım kahkayı çokta formal bir ortam olmaması sebebi ile
yırttım diyebilirim hatta abartıp birde teee karşımdakine “ya bu armatürü
tasarlarken acaba fazla mı sinek vardı Moss’un etrafında???” diye kıytırıktan
espri bile yaptım.
İşte böyle ama bu halet-i ruhiye mi çok çok seviyorum hep
içimde kalsın imşallah, bazen uyusun çokça uyanık olsun. O olmazsa göklere uzanan
dallar ile asla yeni hikayerler yazamayabilirim ve bu oldukça korkutucu
olabilir.
Sıyrık Sincosh Selamlarımla,
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













.jpg)